10 Ocak 2011 – 22:38

Köyümüzden Cengiz SAMEN ,07 Kasım 2017 günü aramızdan genç yaşta ayrılan ağabeyi Abdurrahman Nafiz SAMEN  için kaleme aldığı dizeler….Abdurrahman  Nafiz SAMEN kardeşimize  Allahtan rahmet diliyoruz…

GARDAŞ

Elim varmadı kaderde olsa

Sana ağıt yakmak kolaymı gardaş

Bahtı karalım yükümüz ağır

Neden erkenden göç ettin gardaş

 

Anam hep seni bana soruyor

İki gözü Çeşme dizin dövüyor

Lokma ekmek boğazında duruyor

Acelen neydi güzel gardaşım

 

Diyecek sözüm kalmadı sana

Hakkını helalet bizlerden yana

Bulsam da versem şu canı sana

Yokluğun bize koyuyor gardaş

 

Cengiz gene deliye döndün

Felek başıma çileyi sardın

Kimseye vermezdim sahibi aldı

Hasretin bağrımı deşiyor gardaş

 

                                                    Cengiz SAMEN

                                                     09.04.2017


10 Ocak 2011 – 22:37

                                                                                MANİLER

Eski dönemlerde yaz ayları geldiğinde Andırın yaylalarna, günlerce yolculuk yapılarak varılırdı. Bahar aylarında başlardı yayla hazırlıkları.Çukurovada buğday hasadı sonrası sap saman işi bitirildikten sonra yayla için hazırlanan eşyalar hayvanlara yüklenip 3-5 gün yol gidilerek yaylalara ulaşılırdı.İntikal sırasında büyükbaş ,küçükbaş hayvanların yanı sıra evdeki kedi,köpeklerde yaylaya götürülürdü.Yayla göçü sırasında her akşam bir bölgede konaklanarak hayvanlar dinlendirilirdi. Yine bir yayla göçü esnasında oba ahalisi Andırına bağlı Tokmaklı köyü yakınlarında Har boğazı denilen bölgede mola verirler.Mola esnasında eşyalar hayvanlardan indirilir.yiyecek içeceker bir tarafa konur .Aç olan köpekler deri –tuluk  içerisinde bulunan yağı yiyerek sağa sola dökerler.Bunun üzerine Sakarcalık köyünden Kara döne aşağıdaki dizeleri söylemiştir.

Hota(Kabadayı) Sülemenim(Süleyman) hota

Avradınan binmiş ata

Har boğazına varışın

Yağı yedirmişler ite

Anşam (Ayşe)yaylaya göçücü

Ağarlık (Erzak) basar döne döne

Anandan mirasmı  kaldı

Niden yaylaya göçmeye

Deriyi yedirmişler ite

Bir haber geldi geriye

Sultan yerinde olsaydım

Kurban ederdim  deriye

Hatça hatun dönmüş geri

Acı acı kişner doru

Meryemçildemi  yaylamış

Sorun yemiş mi ola karı

Hatça hatun çok yanarım

Arabası düşmüş  çöle

Şimdi Osman ağam olsaydı

Sende karışırdın ele

Ben kızımı iyi bilirim

Kıvrak gider yaylasına

Arpa cindarı ekilmez

Şu kozanın(pamuk) tarlasına

 

Dörtyola(köy içi mevki)kuyu deştirir

Geline empirme biçtirir

İyi bilirim Osman ağayı

Sekiz çift öküz koşturur

 

Koçak (yiğit,cömert)Osman ağam koçak

Yaylada mantıvar çiçek

Konşuluğuna doyamadık

Ne olur birlikte göçek

 

                         Sakarcalı köyünden Kara Dönenin söylediği maniler

                          Kaynak kişi: Tayyibe ÖZCAN

 

 


10 Ocak 2011 – 22:36

MANİLER

Anlında deste kekili
Kim ola bunun vekili
Boşuna g….t büyütmüş
Kara Mustafa  yapılı(benzer)

 

Yol içinde ulu pınar
Çok yürütmen eşem  hamlar
Yel esip yağmur yağışın
Burnunun sümüğü damlar

                        

                      Sakarcalı köyünden ‘Kara Dönenin’ söylediği maniler

                          Kaynak kişi: Tayyibe ÖZCAN


ŞEHİDİME

10 Ocak 2011 – 22:35

                     ŞEHİDİME

Bir yastıkta yaşlanılacaktı,verilen sözde

Hani nerde Mehmedim ,sevdiğin nerde

Vurulup da Anaamm  diyerek,düştüğün yerde

Cennete bir kapı açıldı Mehmedim.

 

Sen bir yandan yaktın ,Ağustos bir yandan

Bu yangın ki için içindi tütmedi duman

Öyle bir çakmış ki çakmağı çakan

Göz yaşları sel olsada sönmez Mehmedim.

 

Yetimlerin el ele boyunlarını büküp

İkiside iki yandan gözyaşı döküp

Al bayrağı getirip başına dikip

Helallik istediler senden Mehmedim.

 

Efendi der inmez bayrak ,bölünmez vatan

Dinmeyecek beş vakit okunan ezan

Daha Turan kardeşimizi unutamadan

Sende yaramıza tuz bastın MEHMEDİM…

                          Halil Efendi KÜÇÜKSOY

(Bu şiirimi çocukluk arkadaşım,köylüm,şehit kardeşim Mehmet ACAR’a ithafen yazdım

mekanı cennet olsun)


10 Ocak 2011 – 22:34

AĞIT

Merhume Havva Caval (Küçükcan) İstanbul’a çocuk tedavisi için gider ancak çocuğunun olmayacağını öğrenince hastanede hemşire ve doktorların huzurunda ağıt söyler.Doktor ve hemşireler  ağıdı duyunca göz yaşlarını tutamamışlardır.(Bu ağıttan sadece aşağıdaki dörtlüğe ulaşılabilmiştir.Ağıtın devamını bilenler vayvaylikoyu@gmail.com adresine gönderebilirler.

Şimdi kapımız kapalı

Evimizde yanmaz ışık

Benim gelinliğim batsın

Kolum sallamadı beşik

 

Merhume Havva CAVAL annesi Fatma KÜÇÜKCAN’ın vefatında söylediği ağıt

Gadan alım babam kızı

Ne duruyon kinni, kinni

Ana hakkı ödeşilmez

Bize çaldı datlı nenni

 

Kurban olum gardaşlarım

Gelin anamıza gidek

İrbaham abim ile

Bir minnet daha edek