Gezelim-Görelim

27 Mart 2017 – 06:00

Kastabala antik şehri ve kalesi…
                                                               

 

Devamını oku »


HEMİTE KALESİ

18 Ocak 2011 – 23:54

HEMİTE KALESİ 

İsmini Osmaniye-Kadirli yolunun 20 km.sindeki Hemite (Gökçedam) Köyü’nden alan kale, yüksekliği 70 m. olan Gökçedağ yükseltisinin üstünde yer almaktadır. Ceyhan nehri kenarında yer alan kale, verimli ovaya hakim bir noktada inşa edilmiştir. Toprakkale, Tumlu, Bahçe Köyü Kalesi, Kastabala ve Yılan Kalelerini görebilecek konuma sahiptir. Bu nedenle Hemite Kalesi; Amunus Geçidi ve Kozan’dan Kadirli’ye giden stratejik kuzey-güney yolu ile Gökçedağ’ın yanından kuzeydoğuya Babaoğlan, Kum, Andırın, Geben ve Göksun’u bağlayan yolu da kontrol edebilen özel bir konuma sahiptir. Hemite Kalesiyle ilgili, ilk bilimsel araştırma 1976 yılında   yapılmıştır. Kilikya tarihinde önemli bir yere sahip olan Hemite eski dönemlerde ‘Amuda’ olarak bilinmektedir.  1146–1148 yıllarında II. Toros tarafından idari merkez olarak kullanılmıştır. Kesin olmamakla birlikte kaleninM.Ö. 4500 yıllarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Köyün 2 km güneyinde Mira kayası denilen yerde kütle halinde kaya üzerinde Hitit krallarından Asitavandos’un kabartma resmi bulunmaktadır.  Arkeolojik çalışmalarında Gökçedağ eteklerinde 3 ila 8 odalı mezarlara rastlanmıştır. Bu mezarların üstü kubbe şeklinde kapatılmış olup üzeri kireçle ve toprakla kapatılmıştır. Sümbüllü burun civarında Ermeniler dönemine ait bir saray kalıntısı bulunmakta olup zamanla tahrip edilmiştir. Hemite Kalesi Osmaniye – Kadirli yolu üzerinde ana yoldan 3 km mesafede olan Hemite Köyünün doğusunda Ceyhan nehrine yakın bir tepede kurulmuştur. Kalenin şu an birinci katı sağlamdır. Korunmayan diğer katları deprem gibi doğal afetler, definecilerin kaçak kazıları nedeni ile tahrip olmuştur. En büyük özelliği Kalenin taban kısmında üst katlara bir geçitle bağlandığı fakat zamanla kapandığı bilinmektedir.


KARATEPE ASLANTAŞ MİLLİ PARKI

18 Ocak 2011 – 23:53

KARATEPE-ASLANTAŞ 

Kadirli’nin güneydoğusunda olup ilçeye, 22 km, Osmaniye’ye 30 km dir.Hitit Çağında (M.Ö. 8 yy.) Adana Ovası Hükümdarı Asativatas tarafından, krallığını kuzeydeki kavimlere karşı korumak üzere, bir hudut kalesi olarak yaptırılmıştır.  Kurucusundan dolayı Asativadaya adını alan bu yer M.Ö. 725-720 tarihlerinde Asur kralı 5 Salamonsor veya M.Ö. 680 yılında Asarhaddon tarafından ele geçirilmiş ve yıkılmıştır.Burada yapılan kazılarda bulunan Finike (çivi) yazıları sayesinde, önceleri tam çözülememiş olan Hitit hiyerogliflerinin okunmasına imkan sağlayan bir anahtar ele geçmiştir. Dünya üzerindeki hitit yazıları ilk defa burada okunmuştur. Bu yazıların çözülmesiyle Anadolu’da M.Ö. 2000 yılına kadar giden hiyeroglif yazıların tamamı  okunmuştur. Karatepe, Çukurova’yı Andırın-Göksun üzerinden İç Anadolu’ya bağlayan ve “Akyol” (Ağyol-Kocayol) diye  anılan tarihi kervan yolunun üzerindedir. Bu yol ; Hititlerden önce, Hitit döneminde ve haçlı seferleri sırasında kullanılmıştır. Yakın zamanlara kadar yörüklerin göç yolu da olmuştur. Karatepe-Aslantaş millî parkı, arkeolojik öneminin yanı sıra, flora ve fauna yönünden de önemli bir alandır. 7715 hektarlık bir alana yayılan parkta, meşe türleri, kızılçam, sandal, defne ve karaağaç gibi bitki türleri bulunmaktadır. Park, tavşan, tilki, sırtlan, sansar, porsuk gibi memeli türlere ve keklik, doğan, kartal gibi kuşlara ev sahipliği yapmaktadır. Parkın içinden geçen Ceyhan Irmağı’nda yayın, sazan ve yılan balığı gibi balık türlerinin varlığı saptanmıştır. Millî park içerisinde günü birlik dinlenme ve çadırlı kamp alanları bulunmaktadır


ANAVARZA ANTİK ŞEHRİ VE KALESİ

18 Ocak 2011 – 23:52

ANAVARZA ANTİK ŞEHRİ VE KALESİ

Anavarza; Kadirli, Ceyhan ve Kozan ilçe sınırlarının kesiştiği yerde, Dilekkaya köyü sınırlarında bulunmaktadır.Kilikya ovasının önemli merkezlerinden olan Anavarza’nın antik kaynaklarda adı Anazarbos, Anazarba, Aynızarba veya Anazarbus olarak geçer. Anavarza antik şehri, Sunbas çayının Ceyhan ile birleştiği yerin 8 km. kuzeyinde ada gibi yükselen bir tepe üzerindedir.Kale ve şehrin, MÖ. IX. yy.da Kilikya’yı ele geçiren Asurlular tarafından kurulduğu ya da eski bir yerleşimin üzerine inşa edildiği tahmin edilmektedir. Antik Anavarza şehrinin kesin olarak bilinen tarihi ise, MÖ 1. yy.da İmparator Augustos’un (MÖ 27 – MS 14) Anavarza’yı Roma İmparatorluğu’na bağlamasıyla başlar. Şehir, Roma İmparatorluğu devrinde bölgenin önemli merkezlerinden biri olmuş ve kentte İmparator şerefine büyük anıtlar yaptırılmıştır.Anavarza kale ve şehri, çeşitli kültürlerin birbirini etkilediği ve zamanla da kaynaştığı önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Zafer takı yakınlarında bulunmuş bir yazıtta, iki kez depremlerle yerle bir olmuş kent surlarının kimler tarafından ve kim zamanında onarıldığından bahsedilmektedir.Anavarza Antik Kenti’nin Roma İmparatorluk Devri öncesi tarihi hakkında hemen hemen hiçbir bilgi bulunmamaktadır.  Anavarza Roma İmparatorluk Devrinin ilk iki yüzyılı boyunca büyük bir varlık göstermemiş, Kilikya başkenti Tarsus’un gölgesinde kalmıştır. Tarsus günümüze kadar yaşayabilmiştir; ama bunun karşılığında tarihi anıtlarının büyük bir bölümünü kaybetmiştir. M.S. 260 yılında diğer Kilikya kentleri gibi Anavarza da Sasani Kralı Şapur tarafından fethedilmiştir. M.S. 4.yy.’da İsauria’lı Balbinos tarafından tahrip edilmiş olan Anavarza, İmparator II. Theodosius zamanında M.S. 408 yılında kurulan Cilicia secunda’nın (Bitek Kilikya) ve eyaletin başkenti olmuştur. 525 yılındaki büyük depremden zarar gören Anavarza Antik Kenti İmparator İustinianus tarafından onartılarak İustiniopolis adını almıştır. Ancak 561 yılında ikinci kez deprem felaketine uğramıştır. 6. yy. da ise kent büyük bir veba salgınına uğramıştır. İslamın yükselmesini takip eden yüzyıllarda Anazarbus, Araplar ve Bizanslılar arasında tampon bölge olarak kalmış ve sık sık bu iki taraf arasında el değiştirmiştir. Anavarza Antik Kenti’nde; 1500 metre uzunluğunda 20 burçlu sur, dört giriş, sütunlu yol, hamam ve kilise kalıntısı vardır. Sur dışındaki tiyatro ve stadyum, su yolları, kaya mezarları; kentin batısındaki nekropolleri yararak açılmış olan antik yol; korunmuş havuzlu mozaikler (M.S. 3. yy.’a ait deniz tanrıçası Thetis mozaiği),  3 girişli zafer takı ve ovanın ortasında bir ada gibi yükselen tepe üzerindeki Ortaçağ kalesi önemli eserlerdir. Stadyumun elli metre kadar kuzeydoğusundaki kayalık yapay bir yarıkla ayrılmıştır. Roma veya ilk Bizans döneminde, Anazarbus’tan Flaviopolis (Kadirli) ve Hierapolis-Kastabala’ya giden yola geçit vermek için açıldığı sanılan geçit 250 metre uzunluğunda, 4-15 metre genişliktedir. Yolun her iki tarafında kayalar 50 metre yüksekliğe kadar uzanır. Kuzey-güney sütunlu cadde üç gözlü takla başlar. Anavarza’nın geçmişte karşılaştığı birçok deprem yüzünden, zafer takı ancak kısmen günümüze gelebilmiştir. Güney yüzünde siyah granitten altı adet Korinth stili sütun başı bulunan, üç kemerli bir geçittir. Kuzey yüzünde ana kemerin her iki tarafında birer heykel nişi vardır. Anavarza Antik Kenti’nin Kalesi üç bölüme ayrılmaktadır: Birinci sur ve küçük kilisenin de içinde bulunduğu kışla; iki sur arasındaki düz kayalık üzerine kurulmuş olan üç katlı kule; ikinci sur ve içinde bulunan bitişik odalar topluluğu, depolar ve su sarnıçlarıdır.


YILAN KALE

18 Ocak 2011 – 23:51

YILAN KALE

Yılan Kale bazı literatürlerde Yılanlı Kale olarakta adlandırılmaktadır. Misis ile Ceyhan arasında, Adana’dan 33 km, Ceyhan’a 8km mesafede yer alan Yılan kale, Çukurova’nın Haçlı işgali döneminde 12. yüzyılda Ceyhan Nehri kenarında ki tepede kurulmuştur. Anadolu’dan gelip Gülek Boğazı yoluyla Adana, Misis, Payas ve Antakya’dan geçen tarihi istila ve kervan yolunun üzerinde bulunan Yılan Kale, dağ kaleleri zincirinin ilk halkasıdır. Bulunduğu doğal kayalıkla bütünleşen sağlam surları, kale meydanına üç kapıdan sonra ulaşılabilmesi ve kapıları birbirine bağlıyan portatif merdivenler kullanılması nedeniyle çok zor fethedilmiş bir kale olarak bilinmektedir. 1352’den itibaren terk edilen kalenin adı Kovaradır. Ancak Evliya Çelebi 17. yüzyılda yörenin Şahmaran Efsanesi’nden esinlenerek kaleye Şahmaran adını vermiş, sonraları yapı Yılan kale adını almış. Evliya Çelebi, Ramazanoğulları kaleyi zaptettiklerinde, kale içindeki Ermeni papazlarının yılan sokmasından helak olduklarının, kalede boynuzlu ve ensesi tüylü yılanların da görüldüğünün söylendiğini anlatır. Bu söylence şimdi de devam etmektedir.Dört cepheli olan kalenin çevresi 700 metredir. Çevreye hakim bir tepe üzerindeki kalenin 8 burcu var. Kaleye güney giriş kapısından girilmekte ve taş basamaklı merdivenlerle çıkılmaktadır.